Email Adresiniz :
Göndereceğiniz Email Adresi :

Başkanın Mesajı






Değerli Ortaklarımız,

Türkiye ve dünyada birçok olağanüstü olayın olduğu bir seneyi kapattık. Bu olayların bir kısmının ülkemiz ve dünya için uzun süreli etkileri olacağı kesindir. Ülkemiz için birlik ve beraberliğin önemi öne çıkarken, tüm dünyada yeni dengelerin kurulacağını görüyoruz.

Küresel ekonomi açısından 2016 yılında tecrübe ettiğimiz emtia ve petrol fiyatlarında gerilemeler sonucunda özellikle petrol ve emtia ihracatçısı ülkelerde düşük büyümeler yaşanırken, bunun sonucu olarak dünya ticaretinin gerilediği bir yıl olmuştur. 2015 yılında başlayan bu seyir 2016 yılında devam ederek devam etmiştir. 2016 yılı tüm büyük ekonomiler açısından belirsizliklerin devam ettiği, Amerika Başkanlık seçimleri sonrasında genişlemeci politikaların güçlendiği ve gelişmiş ülkelerdeki faiz artışı beklentisi ile Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalardan fon çıkışlarının artışı ile tamamlandı. Faiz ve kurlar yılın sonuna doğru daha oynaklaşmış ve gelişmekte olan ülkelerin para politikalarını sıkılaştırmasını gerekli kılmıştır.

Çin kaynaklı küresel büyüme endişeleri, İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı, AB’de devam eden düşük büyüme ve düşük enflasyon, ABD Başkanı Trump’ın seçim kampanyasından başlayarak hızla hayata geçireceğini duyurduğu genişlemeci mali politikalar ve bunun enflasyon ve faizler üzerindeki olası etkisi 2016 yılında çok tartışıldı ve 2017’de de dikkatle takip edilmesi gereken gelişmelerdir.

Türkiye açısından bakıldığında ise 2016 yılı çok önemli istisnai gelişmelerle birlikte, artan jeopolitik risklerin öne çıktığı zor bir yıl oldu. Global olumsuzluklara ek olarak, ülkemizin birlik ve beraberliğini, güven ve istikrar ortamını ortadan kaldıracak 15 Temmuz darbe girişimi, Holding’imizin değerli varlıklarından İstanbul Havalimanı ve ülkemizin çeşitli köşelerinde yaşanan terör saldırıları, Suriye ve Irak’taki gerginlik ve çatışmaların çoğalması, yılın önemli kısmında kesilmiş olan Rusya ile politik ve ekonomik ilişkiler ve artan döviz kurları sebebi ile büyüme yavaşlamış, Özel sektörün yatırım yapma iştahı düşmüş, enflasyon hedefi bir kez daha tutturulamamış ve fiyat istikrarı sağlanamamıştır. Ülke kredi notunun düşmesi ile Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke statüsünü kaybetmesi 2016 yılındaki bir diğer önemli işaretti.

2016 yılının ilk 6 ayı toparlanan Türkiye’nin ekonomik performansını, yılın kalan kısmında gerek küresel gerekse de ülkemiz ve Türkiye’yi çevreleyen coğrafyada yaşanan siyasi gelişmeler nedeniyle hedeflerimizden uzaklaştığımız bir yıl olarak hatırlayacağız. Tüm bu olumsuzluklara rağmen dayanıklılığını birkez daha kanıtlamış ekonomimiz, güçlü bankacılık sistemimiz, politik istikrarımız, sağlam iç talebimiz ve Hükümetin açıkladığı reform ve teşvik paketleri iyimserliğimizi ve umutlarımızı artırmaktadır.

2017 beklentilerimiz

Küresel ekonomik büyümenin 2017’de de (art arda altıncı yıl), yüzde 3’ün altında kalması öngörülüyor. 2017’de en hızlı büyüme Asya’da beklenirken, gelişmekte olan ülkelerde petrol ve emtia fiyatlarındaki toparlanma sebebi ile son dönemde görülen toparlanma sinyalleri ise olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

2017 yılında, Trump başkanlığındaki ABD yönetiminin korumacı politikaları ve bunun küresel ticarete etkisini yakın takip etmek gerekmektedir. Açıkca hedef olarak gösterilen Çin, Meksika gibi ülkelere karşı uygulanmaya konulması düşünülen önlemlerin büyüklüğü ve bundan etkilenecek ülkelerin vereceği reaksiyonlar önemli bir belirsizlik ve risktir. Ayrıca, FED’in 2017’de yapacağı faiz artışları, doların olası güçlenmesi Türkiye’de dahil tüm ülkelerin paraları ve faiz politikalarını etkileyecektir. ABD’de yapılacak altyapı ve inşaat yatırımlarının ve ECB’nin parasal teşvik programını 2017 yılı sonuna kadar uzatma kararı küresel ekonomi açısından olumlu gelişmelerdir. Trump yönetiminin maliye politikaları ile FED’in izleyeceği para politikalarının birbirlerini ve bizi ne ölçüde etkileyeceğini yakından takip edeceğiz. İzlenmesi gereken bir diğer önemli gelişme ise Brexit’in İngiltere ve Avrupa ekonomisine etkisi olacaktır. AB özelinde ise ekonomi kadar, 2017 yılında Fransa ve Almanya gibi üye ülkelerde yapılacak seçimler ve bu seçimlerden galip çıkacak liderlerin uygulayacakları politikalar önümüzdeki dönem için büyük önem arz ediyor.

Türkiye’nin yapısal reformlarını devam ettirmesi bir mecburiyettir. İhracatımızın katma değeri yüksek ürünlerden oluşan bir yapıya ulaşması, Bankacılık sistemimizin en zayıf tarafı olan tasarruf azlığının giderilmesi, Orta Vadeli Ekonomi Programı’nın ışığı doğrultusunda yatırım ortamının hem Türk yatırımcılar hem de yabancı yatırımcılar açısından iyileştirilmesi, küresel olarak Türkiye’yi ayrıştırabileceğimiz sektörlerin geliştirilmesi, gibi önemli yapısal ve cari açığımıza çözüm olabilecek konularda ilerleme sağlamalıyız.

Ülkemiz için 2017 yılı için genel görüş mevcut durumun korunması ve hatta daha iyileşmesi yönündedir. İyimserlik, asıl olarak önümüzdeki dönemde siyasi istikrarın devamı, çevre ülkelerde stabilitenin sağlanması, reform ve teşvik politikalarının yatırımlar ve tüketimi artırması, turizm gelirlerinde artış ve ihraç pazarlarımızda talebin artacağına dair beklentilerden kaynaklanmaktadır.

Bu beklentiler ışığında, Akfen Holding olarak 2016 yılında Holding tarafında Aralık 2015’de başlattığımız şirketimizi halka kapama sürecini bu sene SPK’dan alınan onayın ardından Mayıs 2016’da Şirketimiz payları borsa kotundan çıkararak tamamladık ve bu doğrultuda ikinci geri alım programımızda almış olduğumuz hisselerin itfasını gerçekleştirdik.

Holding tarafında 2016 yılının en önemli gelişmesi ise Haziran ayında yönetim kurulumuzun aldığı, şirketimizin faaliyet alanı ve ortaklıklarının yeniden düzenlenmesini amaçlayan bölünme kararı oldu. Bu kapsamda Şirketimiz optimal sermaye yapısına ulaşmış, güçlü nakit akımları yaratabilen ve temettü verimliliği yüksek iştirakleri olan MIP, TAV Havalimanları ve Akfen Yenilenebilir Enerji, paylarının Akfen Holding altında tutulması; yatırım ihtiyaçları ve geliştirme çalışmaları devam eden, havalimanı inşaatı, denizyolu taşımacılığı, otel yatırımları, termik enerji ve su dağıtım iş kollarında faaliyet gösteren diğer şirketlerimizin paylarının ise grup şirketimiz Akfen Mühendislik’e devrederek yeniden yapılandırma çalışmalarımızı tamamlamış olduk.

2016 yılıyla birlikte geldigimiz 41. Yılımızda şirketlerimizi yeniden yapılandırarak, rekabetçi yapılarını daha da arttırmaya yönelik hazırlıklar yaptığımız bir sene oldu. 2017 yılında da bu şekilde ülkemizin sunduğu altyapı yatırım fırsatlarını değerlendirip, enerji sektörü gibi sektörlerde Akfen Holding olarak varlığımızı büyütmeyi devam ettirmeyi planlıyoruz. Bölgenin hub görevini gören TAV Havalimanları’nın dünyaya hizmet şirketleriyle açılmasını izlerken; İDO, Akfen GYO ve Akfen Su gibi şirketlerimizin de bugünkü konjonktore göre pozisyon alması için yakından takip etmekteyiz. Akfen Holding olarak geçmişte olduğu gibi önümüzdeki dönemde de ilkemiz ülke ekonomisine katkı sağlayıp, yeni istihdam olanakları yaratmak olacaktır. Ayrıca, önümüzdeki dönemde de, sosyal sorumluluk alanındaki projelerimize vakfımız TİKAV aracılığıyla devam edeceğiz.

Kurumsal hayatına 41 yıl önce bir ısı ekipman imalat şirketi olarak adım atan Akfen, bugünlere çalışanları, iştirakleri ve paydaşlarıyla el ele ulaştı; birlikte mutlu oldu ve birlikte büyüdü. Bu kapsamda öncelikle tüm çalışanlarımız, iştiraklerimiz ve paydaşlarımıza 40 yıldır başarımıza katkılarından dolayı teşekkür eder, bu beraberliğin önümüzdeki dönemde de Türkiye için yaratacağımız değerde gücümüzün temelini oluşturacağının bir kez daha altını çizmek isterim.

Saygılarımla,
HAMDİ AKIN
Yönetim Kurulu Başkanı