Email Adresiniz :
Göndereceğiniz Email Adresi :

Başkanın Mesajı






Değerli Ortaklarımız,

2015 yılı bazı kriterlere göre beklenenden iyi gerçekleşirken, diğer kriterlere göre de olumsuz olarak değerlendirilebilir.

İkiz açık riski ile uzun süredir savaşan ülkemizin 2015’de bütçe açığının rekor düşük seviyeye inmesiyle ve cari açığın azalmasıyla, ki bunu TL’nin hızlı değer kaybı, düşen petrol fiyatları ve yavaşlayan ithalat ile daralmasına borçluyuz, bu riskler önemli ölçüde azalmıştır. Ancak aynı başarının enflasyon konusunda gösterilmemiş olması toplumumuzda süregelen enflasyonun yüksek seyredeceği inancını kalıcı kılmaktadır. Böylece artan enflasyon, faizlerin yüksek seviyelerinin sürmesine neden olmaktadır, bu da büyümenin önündeki en önemli engeldir. Kişi başına gelir konusunda 10 bin ABD doları sınırı birkez daha aşılamamıştır, ülkemiz orta gelir tuzağından bir sene daha kurtulamamıştır. Sürdürülebilir ve istikrarlı büyüme ve ekonomiye yardımcı olacak yapısal reformlar, ard arda gelen seçimler sebebi ile bir kez daha tamamlanamamıştır. Yatırımlarda büyüme 2011 yılından beri  yerinde saymaktadır, özel sektörün yatırım yapma iştahının düşmesi büyümeyi yavaşlatmaktadır. 2015 hem iş adamları için hem politikacılar hem de toplum açısından herkesin seçim sonuçlarını beklemede kaldığı bir yıl olarak geçti. Bu açıdan 2015 yılında bazı ekonomik parametreler beklentilerden daha iyi gerçekleşirken, bu durağanlıktan dolayı diğer parametreler ise aksine daha da olumsuz bir performans sergilemiştir.

2015 yılına baktığımızda bizi etkileyen en önemli unsurun sınırımızdaki artan jeopolitik riskin olduğunu söylemek kaçınılmazdır. Bu da bizim içinde olduğumuz gelişmekte olan ülkeler kapsamında ülkemizin değerinin alt sıralarda yer almasını açıklamaktadır. Ancak bunun sadece bizim ülkemiz için değil; gelişmekte olan ekonomilerin çoğunda gözlenen bir trend olduğunu görüyoruz.

Dünyada gelişmiş ekonomilerin performansı artarken, gelişmekte olan ekonomilerde özellikle emtia ve petrol üreticisi olanların ciddi gelir kayıpları oluştuğunu gözlenmektedir. Bunun sonucunda sözkonusu ülkelerin ihracat ve kamu dengelerinde önemli ölçüde bozulmalar oluşmuştur. Bu kapsamda, görülen diğer bir olumsuz faktör ise Çin’deki yavaşlamanın global ticareti azaltması ile büyümeyi yavaşlatmasıdır. Dolayısıyla 2015’in olumsuzluğu Türkiye’den daha çok  başta Çin olmak üzere, global anlamda tüm ülkelerde özellikle de gelişmekte olan ekonomilerde daha fazla hissedilmiştir.

2016 yılı beklentilerimiz

Ülkemizdeki ard arda yapılan seçimlerin Kasım ayında son bulması ile 2019 yılına kadar siyasi bir rahatlama dönemi içerisine girmiş bulunuyoruz.  Siyasi olarak kazandığı başarı ile güven tazelemiş bir Hükümet’in iş başında olması hem yurt dışındaki imajımız yani direk yabancı yatırımlar açısından hem de  kendi büyüme potansiyelimiz için olumlu bulunacaktır. Hükümetin özellikle  yurtiçi tasarrufların artırılması ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılması gibi başlıca yapısal reformları  gerçekleştirmeyi planlaması piyasalara olumlu sinyaller vermektedir.

Petrol fiyatlarındaki düşüş büyümemizde olumlu rol oynarken, dış talepte devam eden zayıflık ve kur kayıpları yüzünden enflasyonun, 2016’da da yüksek seyredeceği öngörülmektedir. Döviz kuru artışı enflasyonu artırırken, düşen emtia fiyatları enflasyona olumlu yansıyacaktır. Özellikle, emekli maaşları ve asgari ücretteki önemli oransal artış iç talebi canlandıracaktır. Artan vergi gelirleri sebebi ile bunun bütçe üzerindeki etkisinin sınırlı kalmasını, kabul edilebilir oranda enflasyonist bir etkisi olmasını ve büyümeye de olumlu katkı sağlamasını beklemekteyiz.

Türkiye’nin ekonomik olarak en büyük ortağı olan Avrupa’da toparlanma devam etmektedir, 2016’da bu büyümenin daha da artmasını bekliyoruz. Bu ülkemiz için önemli bir fırsattır. Avro bölgesindeki hedeflenen enflasyon artışı sağlanana kadar parasal genişleme programının devam etmesine karar verilmiştir. Avrupa ekonomilerinin  ekonomik güveninin artması ve işşizlikteki düşüş olumlu gelişmelerdir. Bizim açımızdan baktığımızda ise Rusya ve Ortadoğu pazarlarında yaşanan olumsuzlukları telafi edecek olan Avrupa pazarıdır. Bu yüzden, Ortadoğu’da süregelen karışıklıklar ve Suriye savaşı konusu açısından Türkiye’nin konjonktürel pozisyonu Avrupa ile sıkı iletişim gerektirmektedir. Türkiye’nin bundan en iyi şekilde faydalanmalı ve Avrupa Birliği’ne giriş takviminin lehine kullanmalıdır. Avrupa Birliği’ne girme hedefimizi gerçekleştirmek için bu kadar yakınlaşmamız bile ekonomimizi olumlu etkileyen faktörlerdendir.  Konjonktürel yapıyı iyi değerlendirebilirsek, bu koşullarda cari açık 2016 yılında düşen petrol fiyatının baz etkisi ile 2015’den çok farklı olmayarak  olumlu görünümünü sürdürür.

Amerika’da ise farklı bir görüntü sergilenmektedir. FED’in faiz artırımı yapması belirsizliklerin sona ermesi açısından olumludur. Bundan sonra yapılacak faiz artırımlarının Amerika’daki iyileşmeye sekte vurmayacak şekilde planlanması muhtemeldir. Bu konuda beklentilerin aksine FED daha yavaş davranabilir. Bu da dış kaynaklara bağımlı olarak büyüyen Türkiye gibi ülkeler açısından önemli bir fırsat olur.

2016 yılında Akfen

Akfen Holding olarak 40. yılımıza girerken; altyapı sektöründeki liderliğimizi sağlamlaştırmak önümüzdeki yılların hedeflerindendir. MIP, TAV, İDO, GYO gibi kıymetli varlıklarımızın güçlü performansını artırmak, bunun yanı sıra enerji sektöründe de konumumuzu güçlendirmenin, duruşumuzu önümüzdeki dönemde de pekiştireceğine inanmaktayız. Türkiye için kritik anlam taşıyan altyapı sektöründe yer almamız, önümüzdeki yıllarda da toplumumuza fayda sağlamaya devam edeceğimizin göstergesidir.

Ülkemizin artan enerji gereksinimi doğrultusunda Holdingimiz, 2016 yılından itibaren yapacağı yatırımlarla portföyünü genişleterek Türkiye’de yenilenebilir enerji alanının vazgeçilmez oyuncularından biri olma  yolunda devam etmektedir. EBRD ile yenilenebilir enerji alanında kurduğumuz ortaklık bu yönde atılmış önemli bir adımdır. HES’lerimizin yanında ciddi şekilde GES, JES ve RES’lerdeki yeni yatırımlarımızın ülkemize faydalı olacağını ümit ediyoruz.

Diğer tüm iş kollarımıza baktığımızda MIP’nin Türkiye’nin en büyük ithalat/ihracat limanı konumunu pekiştirmesini, TAV İnşaat’ın global anlamda en büyük havalimanı inşaatı şirketi pozisyonunu korumasını, TAV Havalimanları’nın hizmet şirketleri ile büyümesini sürdürmesini, İDO’da sağlanan maliyet kontrolü ile karlılıktaki artışın devam etmesini, Akfen GYO’nun yatırımlarını tamamlamasını ve Akfen Su’nun da kendi sektöründe yeni iş alanları yaratma çabalarını başarıyla sürdüreceğini düşünüyorum.

Akfen, sadece yatırımlarıyla değil, sosyal sorumluluk projeleriyle de insanı birincil değer sayan bir felsefenin savunucusudur. Gençlerin bireysel gelişimine hedefleyen vakfımız TİKAV Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki gençlere fırsat eşitliği sağlayarak 1999 yılından beri Bireysel Gelişim Projesi ile topluma faydalı olmaya gönül vermiştir. Uluslarası proje olarak ise, Edinburgh Dükü Uluslararası Gençlik Ödülü Programı’nın (The Duke of Edinburgh’s International Award for Young People) ülkemizdeki temsilciliğini hak etmesi ve bu şekilde 3.000 gence ulaşması; bu alandaki başarısını gösterir.

Kuruluşundan beri gençlerle çalışan TİKAV son senelerde gençlerin yanı sıra kadınlara da bir hayli odaklanmıştır. Kadının toplumdaki konumunu güçlendirmek amacıyla verdiğimiz destek ise hem iş yerlerimizde hem de  TİKAD, KAGİDER, WEF Kadın Güçlendirme Platformu gibi sivil toplum örgütleri ile de devam etmektedir. TİKAV’ın annelere ve kadınlara yönelik hazırladığı programlarla faaliyet gosterdiğimiz şehirlerle de bu temaya özen gösteriyoruz.

40 yıldır Türkiye için değer yaratmayı görev edinen Akfen, bugüne kadar üstlendiği rolünü daha da ileriye taşıyacağı yeni bir döneme girmiştir.

Üstlendiği bütün görevleri, dinamik ve girişimci bir ruh, yenilikçi bir bakış açısı ve şeffaflıkla yerine getiren bir anlayışın sembolleşmiş hali olan Akfen, bu başarısının gerçekleşmesinde yalnız değildir. En başta emeklerini değere dönüştürmede hiçbir özveriden kaçınmayan çalışanlarımız olmak üzere,  iştiraklerimiz, hissedarlarımız, bağlı ortaklarımız  tüm paydaşlarımız ve çalışanlarımız, yarattığımız bu büyük başarının ortağıdır.

Kendilerine burada bir kez daha teşekkürü bir borç bilirim.

Saygılarımla,

Hamdi Akın

Yönetim Kurulu Başkanı